fantastik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fantastik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ağustos 2016 Pazartesi

Kıvılcım - Ruth Frances Long

   Merhaba arkadaşlar, ben Charmzura. Bugün size kitap fuarında delirip de yapıştığım ama alırken aslında hiç bir fikrimin olmadığı bir kitabı getirdim. 😃 Ciddiyim,bu sene kitap fuarında çalıştım ve tamamen bu sebeple öğrendiğim bir yayınevinin kitabı kendisi. 😂 Ancak yanlış anlamayın,kitap hiç de fena değildi.
   Bugün yorumu biraz kısa tutmaya niyetliyim,o yüzden hemen size kitabın konusundan bahsetmek istiyorum. Bir kızımız var,adı Izzy Grigory,soyisme dikkat. Sonra bir de esas oğlan var,böyle dövmeli küpeli filan,onun adı da Jinx. Şimdi bizim Izzy arkadaşlarıyla buluşmaya giderken bir duvarda çok detaylı,biraz ürkütücü olsa da fazlasıyla güzel bir melek figürü görüyor. Figürün gözlerinin altı sanki graffitiyi yapan arkadaş azıcık akıtmış gibi dursa da geri kalanı nizami. Izzy fotoğrafı çekiyor çekmesine ama arkasından gelen pasaklı bir dilenci onı hemen yan taraftaki dar sokağa itmeye ve sonrasında da telefonunı alıp kaçmaya karar veriyor. Izzy durur mu peki? Tabi ki hayır,onun peşinden yardırıyor bizim kız da 😃 Ama nafile,en sonunda adamı yakalayıp almak istese de pasaklı amca telefona iyice bağlanmış olacak ki,vermiyor. Ancak arkadan gelen,ona telefonu vermesini emreden sesten sonra telefondan vazgeçiyor. İşte bizim çift böyle tanışıyor. Gerçi arada telefon atomik parçacıklara ayrılmak suretiyle ekranlara veda ediyor ama olsun. 😃 
   Bizim oğlan kızı o sokağın çıkışına kadar bırakıyor,kız tam o graffitinin yanından geçerken meleğin gözlerini üzerinde hissetse de bunu yaşadıklarına veriyor. Yani graffitinin sizi izlemesi çok saçma,değil mi? Tabi ki de değil arkadaşlar. 😒 
   Jinx'in orada oluşunun sebebi de aynı graffiti. Hanımının emri üzerine gidip kıvılcımı toplamak zorunda. Ancak tahmin edin bakalım ne? Kıvılcım  yerinde yok! 😱 
  Peki nedir bu kıvılcım? Kimdir bu Jinx'in hanımı? Kendisi hangi ailedendir? Hemen bakalım arşivlere... Şimdi şekerler,kıvılcım dediğimiz şey,bir melek öldükten sonra arkasında bıraktığı kor gibi bir parçacık oluyor. Bizim oğlanın hanımı da kendisi de fae aleminin birer mensubu olmaktalar. Periler yani. Bzim zavallı Jinx de babasının ve annesinin kimliği yüzünden esas ailesinden alınıp barış hediyesi olarak hanımım dediği fazla şeker sürtüğe el altıcısı olarak verilmiş,lanetlenmiş,peri aleminden bir başka yaratık.
   Her neyse,şimdi bu kıcılcımı hanımın neden istediğine gelelim. Kıvılcımlar peri aleminde bir tür çok çok değerli para birimi gibi. Kimin daha çok kıvılcımı varsa o daha güçlü kabul ediliyor. Ancak bu kıvılcım diğerlerinden de özel çünkü ait olduğu melek sıradan bir melek değil. İntikam yemini etmiş,sevgilisini geri getirmeye kafsyı takmış ayrı bir psikopat. Sevgilisi Lucifer Morningstar oluyor,evet. Ve tahmin edin bakalım kıvılcım kimin içinde? 
   Izzy'ye dönecek olursak,çok tatlı bir ailesi var. Ancak bu olayın olduğu gün başka bir şey daha oluyor,babası bir kaza geçirerek hastaneye kaldırılıyor. Hastanede fazla kızıl saçlı bir kadın ona plastik bir bardakta bir içecek uzatarak babasına içirmesini söylese de Izzy bir şey gördüğünden kaseyi düşürerek içeceği döküyor. Bizim kızıl delirerek bağırıp çağırmaya başlayınca annesi geliyor ve kadını görüyor. Ve o da deliriyor. Izzy cevapların ve babasını kurtarmanın peşinde koşarken çeşitli misafirler evine geliyor. (Melek türünden) Ve onlardan korkan Izzy içinde yeni yeni duymaya başladığı sese kulak vererek nasıl olduğunu anlamadığı bir şekilde onları def ediyor. 
   İçinde ne olduğunu çeşitli yollardan öğrenen ve onu çıkarmaya çalışan Izzy'ye yardım bizim oğlandan geliyor. Ama aslında pek de yardım sayılmaz. Neler döndüğünü az çok anladınız mı?
   Bu yolda Izzy aslında Grigory soyundan gelen birisi olduğunu,yani iki dünya arasındaki kapının ve perilerin rahat durmasını sağlayan bir koruyucu olduğunu ve aslında 'hangi' aileye mensup olduğunu öğreniyor.
   İlginç bir kitaptı diyebilirim. Özellikle bir dalda diğer  pek çok kitaptan farklıydı. Kıvılcım'da normalde okumaya alışık olduğumuz halde beraber pek görmediğimiz iki tür bir aradaydı. Böyle kitaplara çok rastlamadığımı söykeyebilirim. Her ne kadar sizi tamamen avcunun içine alabilen bir kitap olmasa da kendini okutuyor. Okumanızı tavsiye ederim arkadaşlar 😊 Bir dahaki görüşmemize dek kendinize cici bakın. 😙
  Not : Yorumu kısa tutmaya niyetliyim dedim ama çenemi tutmakta yine pek becerikli olamadım malesef,kusuruma bakmayın. 😅

24 Temmuz 2016 Pazar

MERLİN (1.SEZON)

Efsanelerin diyarında ve büyünün zamanında.. Büyük bir Krallığın kaderi genç bir adamın omuzlarında. Onun adı Merlin...


Selam arkadaşlar ben calypso:-)
Size sürpriz yapmak istedim ve bu kez diziler/filmler  kategorisindeki paylaşımı ben yapmak istedim .

Hem arada sürpriz yapabilirim demiştim.:-) :-)

Şu an bu yazıyı paylaştığım icin gerçekten çok mutluyum ,neden diye soracak olursanız paylaşacağım diziyi çok seviyorum da ondan . Yıllar önce izlemiştim, ama tekrar tekrar izlemekten büyük zevk alıyorum.

Gelelim dizimize, MERLİN;
Büyücü merlin hikâyesini pek çoğunuz duymuştur diye düşünüyorum. İşte yaşlı bir büyücü ve kudretli bir kral arthur. Bilindik hikâyeninde ilgi çekici oldugu doğru ama asla dizi versiyonu kadar olamaz bence sonuçta herkes bir bradley james olamaz değil mi ? (Ayy canım ya :-* )

Bilindik hikâyeyi çok farklı bir platforma taşıyan yapımcılar dizi kahramanlarımızı genç ve yakışıklı taşımayı tercih etmiş ve bence çok güzel de olmuş yani  kısacası gözlere bayram hanımlar :-) tamam tamam biraz abarttım farkındayım.

Herneyse genç bir çocuk olan merlin, büyü gücüne sahiptir.küçük bir köyde  annesiyle yasayan genç büyücünün annesi bir gün oğlunu yeteneklerini geliştirmesi ve iyi bir hayat yaşaması amacıyla eski bir dostu olan  hekim ve aynı zamanda eski bir büyücü olan gaius'ın yanına camelot'a gönderir. Genç büyücü Camelot'a gelir ,ancak ortada büyük bir sorun vardır; bu krallıkta büyü kesinlikle yasaktır hatta büyü yapanın sonu idamdır.
Gauis merlin'i saklamaya karar verir.
Veee sakar,iyi kalpli ,bela çeker,yetenekli,çoğu zaman şapşal büyücü merlin'in macerası başlar ilk bölümlerde efektler gerçekten kötü ama yinede izlenebilir bir dizi.
İlk sezon dikkat çekmek ve izleyici kitlesi kazanmak amacıyla büyülü ,macera dolu olaylar yer alıyor.

Bir yandan başına gelen belalarla uğraşan merlin bir yandan ödül mü ? ceza mı ? Olduğuna karar veremediği bir görevle uğraşırken birde üstüne büyü gücüyle ve büyük kaderiyle mücadele eder .çok acıyordum bazen bu çocuğa ya :-)
Karşısına çok kudretli,iğrenç,kötü,acımasız bir sürü gerçek ve fantastik karakter çıkacak şimdiden uyarayım ben .

Gelelim arthur'a ; daha sonra büyük bir kral olan arthur bu sırada bir prens ve genç büyücü ile kaderlerinin bir olduğundan kesinlikle habersiz ,ee yani büyünün yasak olduğu bir yerde büyüyen ve babası büyünün en büyük düşmanı olan arthur bunu bilmese de olur yani ,bu arada babasından nefret ediyorum, lanet adam .

Haa bide üvey kardeş ve guinevere var ve bu karakterlerde sizi şaşırtacak şekilde karşınıza çıkacak emin olun.hala söylüyorum. Guinevere karakteri daha güzel olabilirdi,yani tamam kadın güzel sayılabilir ama prens arthur'a olmamış bence.

Şimdiii olaylar hakkında daha fazla ipucu vermek istemiyorum ,çünkü kesinlikle izlenmesi gereken bir dizi .
Umarım 5 sezonuda severek izlersiniz açıkçası son sezon biraz hayalkırıklığı ama olsun geneli iyi bu yüzden hakkını yemeyelim yani .

Bir dahaki paylaşımda görüşmek üzere arkadaşlar ,keyifli izlemeler.


22 Temmuz 2016 Cuma

Oblivion-Jennifer L. Armentrout/Lux 1.5

Hey guys,its Charmzura.Did you miss me? 😃 I brought Oblivion with me today. It was incredibly different seeing whole story from Deamon's eyes. Interesting and different 😃
   But i have to say,i didn't like the cover,its not as impressive as Obsidian. But the inside? Oh dear God,this is another story. 😍 
   I assume you all know the story. This time,we see things from Deamon's perspective and its usually amusing aaand of course, in some ways absolutely pervvy. 😃 I mean,this is expectable,right? After all, its Deamon we are talking about. 👽 
   There are some chapters that doesn't exist in Obsidian and i liked reading these parts. One of them was about them going a bookstore together, for example...
   And all those thoughts roaming in his mind behind these actions... Yes,they are absolutely worth reading. For example, did you know that he was making up when he was saying that Dee had stolen his car keys? 😃 I certainly didn't. And i also didn't know that he was thinking that red bikini 'that' much 👙😈 He thought this bikini A LOT... 
   Shortly,i can genuinely say that you are going to enjoy reading Oblivion very much,my friends. You must read it and i truly hope my dear Jennifer would write the second and the third book from Deamon's perspective. It would be ultimately awesome and amusing 😃 
   Take care of yourselves and have a nice night/day. (Depends on where you live 😃)

16 Temmuz 2016 Cumartesi

Lucifer

Hey guys,how are you nowadays? 😊 It has been rough and very busy days for me... But now here i am! 😃 
   I have to admit that Lucifer is one of the posts i was looking forward to write 😃 I have watched too many TV series before this and i am still watching some but Lucifer is really good 😃 Actually, i think it is also kinda unique, there is not much TV series about King of the Hell. And i think Tom Ellis went beyond himsrlf with this project 😍 I saw him at other movies but i don't think that he was that good in those roles. And i can say he is definitely the right choice for that role,he truly looks likr the owner of the hell 😃 
   I will start to my remarks with the opening words of the show...
   "In the beginning, the angel Lucifer was cast out of Heaven and condemned to rule Hell for all eternity. Until he decided to take a vacation..."  Yes my friends, it all began just like that 😃 Lucifer is the King of the Hell but he kinda hates his job and five years ago he realises that he needs a vacation. So he finds his way to Los Angeles. He opens a bar starts to rule it. (The bar's name is Lux, by the way ) For five years, he never faces with a problem. But one day,one of the humans he care about gets killed right next to him. And with that he starts to work with LAPD 
   Ah,Lucifer Morningstar has a special talent by the way. When he looks at your eyes, you start spilling out all of your darkest desires 😈 But it seems there is a human who can resist that urge. Actually, she doesn't even feel it. And this woman is our main girl Detective Chloe Decker... She has an eight year old daughter and a husband that she trşes to divorce. But the guy is not that bad actually. He is not match of our fallen angel,that's all 😃
   Anyway, they start to work together and and when Lucifer findd out that she is not effected from his ability,he decides not to let her go. This is how their story began and it continues in a very funny and hilarious way 😃 
   With her,Lucifer discovers many things. Including that he is getting mortal day by day. But worry not,because actually he is not really getting mortal. His new BFF (actually the woman he begin to fall in love ) Chloe Decker is making him vulnerable. When she is around,Lucifer can be hurt,even more he can be killed.
   First season has ended at a very interesting spot. 😃 They know how to make us crawling with curiosity 😈 At last episode Lucifer got hurt and made a deal with his father in exchange of protection for Chloe. But instead of going back to hell,his daddy showed him something and sent him to the earth again. What He had showed was a broken door, a door to a certain cell which holds a very specific and dangerous captive : Lucifer's mother. And hell,i have no idea who that woman might be 😣 
  And there is one more thing im curious about, Chloe's true parents. I really don't believe that she is daughter of two humans. Maybe she is a Nephilim or something like that 😎 
   Anyway, that's all from me for today. Im waiting your comments. Listen to that song by the way, it is pretty cool 😎
   Şeytanınız bol olsun! 😃😃 

27 Haziran 2016 Pazartesi

Kule Efendisi-Anthony Ryan/Kuzgunun Gölgesi-2



   Merhaba arkadaşlar, ben Charmzura. Bugün size Kan Şarkısı'nın devam kitabını getirdim. Son gaz giden macera resmen insanın nefesini kesiyor 😃 Bazı insanlar bu yazarlık işinde cidden çok başarılılar, kıskanmamak elde değil 😃
   Pekâlâ, Kan Şarkısı'nın sonunu hatırlayacak olursak Vaelin'in ağzından teslim alındığı yerde, Verniers'in kaleminden serbest bırakıldığı yerde bitmişti. Kitap da serbest bırakıldıktan sonra kendi memleketine ayak basmasıyla başlıyor. Ancak bu kitabı biraz farklı yazmış Anthony abimiz, dört farklı kişinin ağzından sırayla anlatılıyor hikaye. İlki, ikinci kitabın başında tanıyacağınız Reva adlı bir suikastçı, Karanlıkkılıç'ı alt etme bahanesiyle yollanıp sonrasında Vaelin'in kız kardeş gibi görmeye başlayacağı genç bir kız. İkincisi şaşırtıcı bir şekilde Prenses Lyrna. Üçüncüsü, Vaelin esir alındıktan yalnızca çok kısa bir süre sonra karanlık büyü kullanan tacirler tarafından esir alınmış Kardeş Frentis. Sonuncusu da çok şükür Vaelin 😃 Tabi arada şimdinin olaylarını da naklen anlatan Verniers'i unutmamak gerek. İtitraf etmem gerek, başta biraz canımı sıkmıştı bu durum;ben sadece Vaelin'in ağzından dinlemek istiyordum olayları. Ancak sonra anladım ki, olaylar sadece Vaelin'in, olduğu kısımdan çok daha büyük, her karakterin bakış açısından okunması gerekiyor. 
  Genel olarak konuyu da anlatmam gerekirse, Vaelin geri geldikten sonra kız kardeşi Alornis için memleketine geri dönüyor. O yokken Kral Janus ölmüş, yerine oğlu Malcius geçmiş ve evlenip iki çocuk sahibi olmuştur. Prenses Lyrna da danışmanlık yapıyor ama aslında kral onu sadece canı isterse dinliyor.  Kitap başında Lyrna sarayda değil barış anlaşması yapmak üzere Lonak kampına doğru yoldadır. Bu sırada Vealin gelir, kız karseşi için gerekli belgeleri alır ve Kral tarafından Kuzey Nişan'ının kalesine lord olarak gönderilir. Başta kabul etmeyi istemiyor çünkü esas amacı Frentis'i bulmak, ancak şarkı ona gitmesini söyleyince kabul ediyor. Bu arada Reva'ya, kız istemese de, doğru düzgün dövüşmeyi öğretiyor. Reva, Barkus'un öldürdüğü fanatik Hentes Mustor'un kızı ve babasını öldüren karanlık yaratığın Vaelin olduğunu düşünerek ondan ölesiye nefret ediyor, nefret zamanla çözülse de Vaelin'in ortaya koyduğu gerçekleri duyunca dayanamayıp kaçıyor ve belli başlı olayların sonucında amcası, şu meşhur ayyaş, Sentes Mustor tarfından yasal vasi ilan edildiği Alltor şehrine kadar macerası devam ediyor. 
  Vaelin ise kız kardeşini de alıp Kuzey Hanesi'ne gidiyor ancak orda rahatı yalnızca çok kısa bir süre tadabiliyor. Çünkü Volarlar Diyar'a karşı bir saldırı başlatmış durumda. Bilin bakalım saldırının koçbaşı kim oluyor? Ben söyleyeyim: Frentis.
   Esir edilip Karanlık ile bağlandıktan sonra onu esir alan kadın tam bir suikastçı olarak kullanıyor ve müneccimler tarafından görülüp savaşın gidişatını değiştirme ihtimali olan her bir kişiyi beraber katlediyorlar. Frentis'in bağlandıktan sonra hiç bir özgürlüğü kalmıyor, sahibesi izin vermezse nefes bile alamıyor. Sonunda ise Diyar'a gelip cidden berbat bir oyunla Kral Malcius'un boynunu kırıyor.  Barış görüşmelerini başarıyla bitirip yanında Lonak bir elçi ve Rahibe'nin verdiği Karanlığı yok etme becerisine sahip bir hediyeyle dönen Lyrna ise bu manzara karşısonda elindeki hediye bıçağı Frentis'e fırlatarak darkında olmadan Karanlığın onun üzerindeki tüm bağlarını yok ediyor. Ancak bunun bir bedeli var:elindeki oyuncağa fazla bağlanan sahibe Lyrna ve tüm sarayı ateşe veriyor dakar işinin yarısında Frentis tarafından öldürülüyor. Ben bu esaret olayı kitabın sonuna kadar gider sonunda da Vaelin ile Frentis karşı karşıya gelir dedim ama çok şükür olmadı 😃
   Frentis Lonak elçi Davoka ve iki kişiyle daha Altıncı Nişan Hanesi'ne doğru kanalizasyondan ilerlerken Lyrna da yarı yanmış bir vaziyette esir olarak satılmak üzere alındığı bir gemide gözlerini açıyor.
   Bu arada Lyrna'ya ne olduğunu gören Vaelin hemen bulabildiği bütün birlikleri, başka halkları ve geri kalanları bir savaş çağrısıyla bir araya toplayarak yola çıkıyor, en başta başkente gitmeyi düşünse de şarkı onu Reva'nın bulunduğu, hala düşmemiş son kale olan Alltor şehrine yönlendiriyor.
   Kitapta savaşın sonu dahil o zamana kadarki olaylar anlatılıyor ve söylemeliyim, gerçekten mükemmel anlatılıyor. 
   Yarattığı kurguyla George R. R. Martin'e kafa tutabileceğini iddia edebileceğim biri Anthony Ryan. 
   İkinci kitabın sonu gerçekten çok kritik bitti. Şimdi dört gözle İthaki'nin son kitabı çıkartmasını bekliyorum 😃 Okuyun, okuyun arkadaşlar. Hepinize tatlı akşamlar...

14 Haziran 2016 Salı

Amnezi-Jennifer Rush


   Merhaba kanı hızlı akanlar,ben Charmzura 😊 Ramazan geldi,okul bitti,kimi dersler geçildi,en önemlilerinden kalındı 😒 Anlayacağınız küçük büyük birden fazla değişim oldu günlerimizde. Ama değişim iyidir değil mi 😃 Umarım bu değişimler hayatınızda güzel etkiler yapar. En azından tatiliniz güzel geçse bu da bir şeydir sanıyorum 😃 
   Bugün aslında Lisa Gardner'ın bir kitabını yazacaktım ama geçtiğimiz günlerde Amnezi'yi bitirince unutmadan buraya geçirmenin daha iyi olacağını düşündüm. Kendisi bana güzel bir arkadaştan gelme güzel bir hediyedir. 😊 
   Konumuz biraz ilginç;hafızaları silinip senelerce denek olarak tutulan dört genç adam ve onlara babasıyla beraber bir nevi bakıcılık yapan bir genç kızı anltıyor. Hikaye distopik bir tarzda yazılmış ama en çok hoşuma giden kısmı olayın gelecekte bir yerde değil de günümüzde geçmesi. 
   Dediğim gibi dört genç adam var elimizde. Eğer kısaca size tanıtacak olursam; liderimiz Sam -ki kendisi aynı zamanda esas oğlanımız da oluyor ama ben pek tutmadım bu esas oğlanı malesef 😞 Kendisi baya suskun,kendini düşüncelere vuran ciddi,hatta hafiften somurtkan bir tip. Sonra Trev geliyor,esas kız olan Anna'nın en yakın arkadaşı olarak gördüğü,her duruma uygun bir deyiş yapıştıran derin tabiatlı neşeli arkadaş... Diğer yandaysa Cas var,adam resmen grubun şaklabanı 😃 Hiç durmadan konuşuyor,inanılmaz bir iştahla yiyor ve nefes almadan espriler yapıyor. Son olarak da size Nick'i anlatayım: Feci somurtkan,sivri dilli,kötümser,şiddete meyilli ve Anna'dan ölümüne nefret ediyor. Sebepse belli değil. Bu arada benim favorim de Nick oluyor arkadaşlar,daha doğrusu ikinci kitaptan sonra kesin öyle oluyor-tuhafım,biliyorum 😃
  Anna ise,sessiz sakin,her şeyin tahmin edilebilir bir düzen içinde gitmesine alışmış,Sam'e yanık annesiz bir kız...
   Şimdi arkadaşlar, size söylemem gerek,bu deneyler çocuklarda birden fazla değişime yol açmış durumda. En başta yaşlanmayı geciktiriyor. Yani çocuk dediğime bakmayın,aslında koca koca adam bunlar 😃 Aynı zamanda zeka seviyelerini yükseltiyor ve genetik olarak neye yatkınsa o özelliği alıp arşa vuruyor 😃 Örnek olarak Sam,dil konusunda inanılmaz bir yeteneğe sahip,doğal bir lider. Cas tam bir mekanik dahi,elini atıp da beceremediği iş yok. Trev mükemmel bir fotoğrafik hafızayla dolaşıyor ve Nick de bedensel aktivitelerde diğer hepsinden daha becerikli. Deneyin diğer yan etkisi de fiziksel özellikler,bu çocuklar resmen yontulmuş kaya parçaları 😍 Ne kadar yerlerse yesinler etki etmiyor,nefesleri bile sıklaşmadan onlarca mekik,şınav falan gırla gidiyor anlayacağınız 😃 
   Şimdi bu adamlar dentçilerinin yapacağı sürpriz ziyareti duyunca,bu da Anna sayesinde oluyor elbette,bir kaçış planı yapıyorlar. O sessiz sakin barışçıl görünen Sam bir dakiladan kısa bir sürede sekiz silahlı ajanı öldürüyor. Diğerleri de serbest kalınca ortalık ne hale geliyor siz düşünün. Tam Anna gizlendim güvendeyim diye düşünürken denetçi -adı Connor bu arada- kızı tutup önüne çekiyor ve silahları atmalarını söylüyor. Anna bunun olmayacağından çok emin,öleceği garanti neredeyse ama Sam şaşırtıcı bir hareketle tereddüt bile etmeden silahı atıyor. Hemen heyecanlanıp ah vah çekmeyin kızlar,adamın bunu yapma neseni kesinlikle hoşlanma mevzusu filan değil 😒 
   Velhasıl, bizim gençler kontrolü bir şekilde yeniden ele alıp kaçarlarken Anna'nın babası onlara yardım etmeye karar veriyor ancak tek bir şartı var: Anna'yı da yanlarına alacaklar. Karar verildikten sonra Sam babayı da vurup kızı alıp çıkıyor.  Ve esas olay burdan sonra başlıyor 😃 Yapılan deney aslında bu adamları kumanda etmek için yapılmış bir durum ve kumandan da bizim kız. Yani içgüdüsel olarak kzı korumak için her şeyi yapıyorlar ve Anna direk bir komut verdiğinde de onu dinliyorlar,bu durumdan hoşlansalar da hoşlanmasalar da. Sam'in o kıyamet içinde silahını sorgusuz sualsiz bırakmasının nedeni bu yani 😃 
   Kitabın devamı kaçma kovalamaca ve eğer söylersem heyecanını kaçıracağım şok edici gerçeklerle dolu arkadaşlar.  Beni benden aldı, başka alemlere sürükledi diyebileceğim bir kitap değil malesef ama yine de okunabilir,güzel ve heyecanlı, kısa kesilmiş bir kitap. Tavsiye ederim,okuyabilirsiniz 😊
   Bir sonraki yayına kadar kendinize iyi davranın, kitaplardan amhrum kalmayın...

30 Mayıs 2016 Pazartesi

Eragon-Christopher Paolini/Miras Döngüsü Serisi-1


Merhaba arkadaşlar,ben Charmzura. Umarım hararetli sınav dönemleriniz benimkiler kadar berbat geçmiyordur 😞 Şu geçtiğimiz bir iki haftada başıma gelmeyen kalmadı. Bir yandan sınavlarım bana nanik yapıyor bir yandan da biricik evladımı tamire göndermek zorunda kaldım. (Evlat dedimse yanlış anlamayın kendileri benim emektar,çok sevgili az saygılı masmavi Toshiba'm oluyor. 😃) Haliyle moraller yerin derinliklerinde petrol arayışlarına çıktılar. Üstüne bir de aynı iki gün içinde üç kez yağmur yedim ve sanırım hasta oluyorum 😷 
   Ama neyse, önemli olan buraya dönebilmek sanırım. 😃 Pekala,bugün size Eragon'u tanıtacağım. Kendisi fazlasıyla güzel,insanı her sayfada başka bir dünyaya sürükleyen bir kitap canlarım. Ve aslına bakarsanız belli bir açıdan başarıya ulaşabilmiş az sayıdaki kitaptan biri. O açı ne biliyor musunuz? Bu kitabı on iki yaşındaki bir çocuk da emekliliği gelmiş bir ruhu genç de hiç bir sansüre ya da engellemeye gerek kalmadan okuyabilir. Bence bu çok güzel ve önemli bir yetenek. 😊
   Konusundan bahsedecek olursam size,kapakta gördüğünüz üzere konumuz ehderhalar 😂 Ancak Paolini konuyu cidden çok farklı işlemiş,bu hikayede ejderhalarla beraber elfler,cüceler,bin bir türlü adını duymadığonız yeni yeni yaratıklar ve tabii ki insanlar var! Elfler ve insanlar ejderha binicileri -kitaptaki adıyla ejderha süvarileri- oluyorlar. Çok eski antik bir anlaşmanın sonucu bu,uzun ve kanlı bir savaştan sonra elde edilmiş tatlı barışın ödülü...
   Süvariler yüzyıllar boyunca ejderhalarla beraber üklenin refahını sağlıyor,onurlu yaşamlar sürüyorlar. Ta ki kafadan çatlak bir tanesi doğuncaya kadar tabi ki 😒 İsim verecek olursak,Galbatorix. Adamın adında bile meymenet yok ya,neyse... Bu zeka küpü bir ejderha tarafından seçiliyor ve bir Süvari oluyor,ancak aptallığı ve cahil cesareti yüzünden eğitiminin erken yıllarında enderhasının ölümüne neden oluyor.  Süvarilere gelip yeni bir ejderha talep ediyor ama böyle bir şeyin oluru yok. Galbatorix zamanla deliriyor ve baya uzun lafın kısası yanına on üç tane daha süvariyi alarak diğer Süvarilere savaş açıyor,kendine bir yumurta çalarak kara büyüyle ejderhayı kendine bağlıyor. Süvariler böyle bir sakdırıyı beklemeyecek kadar kendilerine güvendiklerinden amansızca bozguna uğruyorlar. Ve Galbatorix diyarın yönetimini o gün ele geçirip bu zamana kadar da elinde tutuyor, ancak beklenmeyen isyanlar var ve bizim meymenetsizin sakladığı üç yumurtadan biri çalınıyor.
   Kaderin fazla işveli bir rastlantısı sonucu da çalındıktan yıllar sonra pusuya düşürülen bir elf tarafından bizim esas oğlan Eragon'a gönderiliyor. Bir şekilde ejderhanın yerine dair kabaca bir bilgi edinen kral kesinlikle insan olmayan yaratıklarını peşindrn gönderiyor. Bu arada Eragon'un yumurtayı önce taş filan sandığını söylememiştim değil mi 😃 Ra'zac denilen bu yaratıklar köye gelene kadar Saphira - ki bu tatlı koz bizim ejderhamız oluyor- yumurtadan çıkıyor, bir parça büyüyüp gelişiyor,Eragonsa ejderhasıyla ilgili köyün hikayecisi Brom'dan bilgi alıyor. Söylemedi demeyin,bu Brom önemli adam bak. 😃 
  Ancak yaratıklar köyü basıp Eragon'un tek ailesi bildiği dayısını öldürüp evini yakınca bizim maceramız da başlıyor. Biraz fazla uzattım farkındayım,kusuruma bakmayın 😃 Ama kitap hakkında cidden kısaltılmış temel bilgileri verdim sadece size.
   Umarım okurken siz de benim kadar eğlenir ve zevk alırsınız. Bir dahaki yayında görüşmek üzere 😊
(Bana birazcık şans dilemeyi unutmayın 😘 )

21 Nisan 2016 Perşembe

Obsidiyen-Jennider L. Armentrout/Lux Serisi




   Merhaba arkadaşlar.Size sabah sabah yine Jennifer'cığımla günaydın diyorum bugün.Adını duyduğunuydan emin olduğum bir serisi bu seri.Mutlaka Deamon'u duymuşsunuzdur,yok eğer duymadınızsa çok ayıp ediyorsunuz.Deamon bunu hiç affetmez vallahi,söylemedi demeyin :D
   Gerçekten çok güzel bir seri arkadaşlar.(Zaten bu kadın ne yazsa güzel yazıyor ya,neyse.)İlk defa bir yazar ana karakter olarak bir uzaylıyı ele almış bulunuyor,üstelik bu uzaylılar kötü ya da çirkin de değil,aksine kötü adamları bile acayip seksi :D
   Adamımız Deamon,kendisi on sekiz yaşında taşlara bile taş çıkartacak kadar yakışıklı bir uzaylı,ama bu aramızda kalsın çünkü kimsenin bilmemesi gerekiyor.Yoksa sizi öldürmek zorunda kalırlar bakın :/
   Esas kızmızsa babasının ölüü yüzünden taaa Florida'lardan kalkıp gelmiş kitap kurdu,blog delisi Katy,ama herkes ona Kedicik diye sesleniyor.
   Katy sonunda taşındıktan bir kaç gün sonra ancak cesaret edebilip komşularıyla tanışıyor.Ama ne tanışma,epik resmen :D
Deamon fazlasıyla dost canlısı bir kızkardeşe sahip ve her ne kadar Deamon Katy'den kurtulma planları yapsa ka Dee buna müsaade etmiyor.Tahmin edersiniz ki sonrası da çorap söküğü gibi geliyor.
   Deamon ile çıktıkları yürüyüşte bir ayıyla karşılaşıp sayıldıktan ve bir şimşeğe şahit olduktan bir kaç gün sonra kasabada saldırıya uğruyor.Çiftimiz bu sayede birbirlerine birazdan fazla yaklaşsalar da tipik Deamon öküzlüğünden asla ödün vermiyor :D
   Sonunda kitapta önem verdiğimiz her karakter bir ölüm tehlikesi atlattıktan sonra kitap nihayete eriyor ancak sizi ikinci kitap için kıvranır halde terk etmekten de geri kalmıyor :D
   Okumazsanız çok şey kaçıracağınız bir ktap arkadaşlar,mutlaka deneyin :D 

18 Nisan 2016 Pazartesi

Every Last Breath-Jennifer L. Armentrout/Karanlık Elementler Serisi


   Merhaba arkadaşlar,bu kadar uzun süre yoklara karıştığım için üzgünüm.Bu defa suçlayacak bir sınav falan da yoktu üstelik,tamamen benim tembelliğim oluyor kendileri :/
   Bugün size Karanlık Elementler serisinin son kitabıyla geldim.Türkiye'de baskısı daha yapılmadı ama Dex'ten aldığımız neşe verici habere göre önümüzdeki sene içinde bir yerlerde matbaaya uğrayacak kitabımız... Adını Kimi Seçtiğine Dikkat Et olarak çevirmişler ve aramızda kalsın ama bence serinin başından beri isim konusunda kötü kararlara varmış durumdalar :D 
   Pekâla,konumuza dönecek olursak heyecan kaldığı yerden devam ediyor.Size söylüyorum arkadaşlar,serinin son kitabında sizi çok büyük sürprizler bekliyor.Lilin ortalıkta herşeyi birbirine katarak dolaşıyor.Bir yandan Muhafızlar kendi aralarında bölünürken diğer yandan Layla sevgili üvey ağabeyini yok etmek için mümkün olan her kapıyı çalıyor.
   İnanın bana bu kapılardan özellikle belli bir tanesi dudağınızı uçuklatacak :D Amaaaaaa,benim özellikle hoşuma giden ve itiraf ediyorum iple çektiğim kısım Layla'nın sonunda doğru olan tercihi yaptığı kısımdı.Yani,bu büyük bir spoiler oluyor aslında ama hadi yani,sonuçta neyin ne olacağı belli o konuda,değil mi?
   Önlerindeki en büyük engel kendileri farkında bile olmadan kaldırılmış durumda oluyor ama ben bir yandan Zayne'e üzülmeden de edemiyorum,Danika da onu bırakmışken hem de.
   Neyse bu kadar açık vermek yeter,nefeslerinizi tutmaya hazır olun arakadaşlar çünkü son kitap bomba gibi geliyor :D Hiç beklenmedik arkadaşlıklar,beklenmeyen müttefikler ve kısa bir ara baya üzücü görünen bir sonla noktalanan müthiş bir kitap Every Last Breath.Eğlenceli okumalar dilerim...

31 Mart 2016 Perşembe

Kime Dokunduğuna Dikkat Et-Karanlık Elementler Serisi/Jennifer L. Armentrout


   Merhaba arkadaşlar,daha önce Kimi Öptüğüne Dikkat Et'in yorumunu yapmış,devam kitabının yorumunu da vereceğimi söylemiştim.Bu kadar geç heldiği için üzgünüm.
    Kime Dokunduğuna Dikkat Et serinin ikinci kitabı.Bu kitapta işler biraz ters köşe gidiyor itiraf etmek gerekirse.Ancak baştan uyarıyorum,eğer ilk kitabı okumadıysanız yorumu daha sonra okumalısınız,çünkü içinde bir parça spoiler olacak :D
   Pekala,hadi başlayalım.Kitabı alırken -ki sevgili Dex uzuuuuuunca bir süre yayınlamaya tenezzül etmediği için orjinal versiyonunu almak durumunda kalmıştım- aklımda Layla ile yeniden buluşan Roth'un öpüşüp koklaşma haylleri vardı,ama işler hiç de belkediğim gibi gitmedi diyebilirim.Şaşırtıcı bir biçimde çukurlardan dönmeyi başarabilmiş Roth geldiğinde kendisiyle beraber yeni bir görev getiriyor ve Muhafızlara yeni görevin uyarısını taşıyor.Bununla beraber Layla'ya inanılmaz soğuk ve hatta biraz da kaba davranıyor.
    Bütün bu drama devam ededursun,civardaki bütün paranormaller -cadılar,Muhafızlar,İblisler vs.- lilinin uyanmış olabileceği yönünde uyarılar alıyor.Bunun çözümü içinse Muhafızlar ve bizim tatlı Veliaht Prens'imiz beraber çalışmak zorunda.Evet,biliyorum çok iyi anlaşacak bir gruplar :D
   Layla'nın daha önce sahip olmadığı eni güçleri ortaya çıkıyor,güçlerinin bu tekinsiz oynayışlarıysa onu bir numaralı şüpheli yapıyor etrafta olan biten kargaşada.Yıllarca aile olark bildiği insanlar artık ondan açık bir şekilde şüphe etmeye başlayıp,okulda da işler iyice zıvanadan çıkınca Layla yıllardır sığındığı aynı limana sığınıyor yine: Zayne
   Roth'un da onu nasıl kenara ittiğini düşünürsek,işlerin nereye kaydığını anlamak için çok da bir hayal gücüne gerek yok herhalde.Evet bu kitapta Zayne'le cidden bayağı yakınlaşıyorlar.
   Araya bir de şu meşhur tarikat da işin içine girince işler iyice içinden çıkılmaz bir hal alıyor diyebilirim.
   Kitap gerçekten heyacanla ilerleyen ve bazı yerlerde gerçekten tahmin edilemez olmayı başarmış bir kitap arkadaşlar.Biliyorum benim görüşüm bayağı taraflı ama yine de söylemeden edemeyeceğim,bu seriyi mutlaka okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum :D
  Keyifli okumalar...