genç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
genç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ağustos 2016 Pazartesi

Locke Lamora'nın Yalanları-Scott Lynch / Centilmen Piç-1

   Merhaba arkadaşlar, ben Charmzura. Geçtiğimiz hafta hiç paylaşım yapamadım ama bu hafta küçük bir duyuruyla beraber buradayım 😊 
   Önce duyuruyu yapayım,sonra da yoruma geçeceğim. Biliyorsunuz normalde pazartesileri Türkçe kitap yorumu yaparken,cuma günleri başka bir kitabın İngilizce yorumunu yapıyorum. Bundan sonra bu iki günde aynı kitabın yorumunu yapmayı planlıyorum. Pazartesi Türkçe,cuma İngilizce. Eğer yorumunu yaptığım kitabın İngilizce basımı yoksa o hafta Türkçe basımı olmayan bir kitap paylaşacağım ve ya eski Türkçe paylaşımlardan çevirme yapacağım. Eğer herhangi bir götüş belirtmek isterseniz,lütfen çekinmeyin. 😊
   Pekâlâ, Locke Lamora'ya geri dönüyoruz. Benim için okuması gerçekten zor bir kitap oldu. Kitabın kurgusu,anlatım tarzı,içinde barındırdığı karakterler vs. çok güzeldi ancak neden bilemiyorum, bir türlü okuyamadım. Normalde bu kalınlıkta bir kitabı maksimum iki günde bitirirken Locke Lamora'nın Yalanları elimde üç haftadan fazla süründü,siz düşünün. Hani böyle ne olursa olsun bir türlü sizi avucuna almayı beceremeyen kitaplar çıkar ya karşınıza,işte bu kitap benim için öyleydi malesef...
   Ancak dediğim gibi,konu çok güzel. Esas karakterimiz doğal olarak Locke Lamora 😃 Kendisi fazlasıyla becerikli,dümen çevirmeye inanılmaz meraklı ve bu konuda da becerikli olan bir hırsız... 😃 Hatta yaşı büyüdüğünde kendisi tescilli bir dolandırıcılık çetesinin lideri oluyor : Centilmen Piçler. İsimleri cidden havalı 😎 Çetesinin kendisinden başka dört üyesi mevcut; Calo ve Galdo Sanza -ikiz oluyorlar- Jean Tannen ve Böcek lakaplı ufak bir çocuk.
   Lynch bize İtalya'ya fazlasıyla benzeyen farklı bir dünya yaratmış. Centilmen Piçler'imizin yaşadığı şehrin adı Camorr. Ve Dük'ün adamları için Lamora'nın tek bir adı var, Camorr'un Belası 😃 
   Lamora'nın yaşadığı şehirde insanlar ikiye ayrılıyor, sıradan insanlar ve Dürüst Vatandaşlar. Bahsedilen bu dürüst vatandaşlar aslında hırsızlar,yankesiciler ve dolandırıcılar oluyor. Ve onlar şehrin düküne değil çetelerin hepsini yöneten kişi olan Capa Barsavi'ye hesap veriyorlar. Locke de onlardan birisi ancak Capa dahil herkes onu ve çetesini küçük hırsızlıklar yapan küçük bir grup sanıyorlar. Ah ne kadar da yanılıyorlar... 😃 
   Ben kitabın genel olarak bu seyirde devam edeceğini düşünmüştüm. Hatta kendi kendime 'İyi ama yeterli değil' diye yorum bile yapmıştım ki,işler ilginçleşmeye başladı. İşin içine çok yüksek,çok karanlık hırsları olan bir Gri Kral girdi. Centilmen Piçler'in ensesine nefesini vermeye başlayan kolluk kuvvetleri girdi. Ve Lynch her dönemeçte beni şaşırtmayı kesinlikle becerdi. 😃 Başlangıca yakın bir bölümde tamam artık yakalandı dedim ve orada okumaya ara verdim. Sonunda devam ettiğimdeyse aslınds ne kadar yanıldığımı ve Lamora'yı ne kadar hafife aldığımı gördüm...
   İkinci kitaba çok yakın zamanda başlamayı planlıyorum arkadaşlar,tabi elimdeki diğer kitapları bitirir bitirmez. 😃 Kesinlikle okumanız gereken,harika bir kitap... Cumaya kadar kendinize cici bakın 😙

1 Ağustos 2016 Pazartesi

Kıvılcım - Ruth Frances Long

   Merhaba arkadaşlar, ben Charmzura. Bugün size kitap fuarında delirip de yapıştığım ama alırken aslında hiç bir fikrimin olmadığı bir kitabı getirdim. 😃 Ciddiyim,bu sene kitap fuarında çalıştım ve tamamen bu sebeple öğrendiğim bir yayınevinin kitabı kendisi. 😂 Ancak yanlış anlamayın,kitap hiç de fena değildi.
   Bugün yorumu biraz kısa tutmaya niyetliyim,o yüzden hemen size kitabın konusundan bahsetmek istiyorum. Bir kızımız var,adı Izzy Grigory,soyisme dikkat. Sonra bir de esas oğlan var,böyle dövmeli küpeli filan,onun adı da Jinx. Şimdi bizim Izzy arkadaşlarıyla buluşmaya giderken bir duvarda çok detaylı,biraz ürkütücü olsa da fazlasıyla güzel bir melek figürü görüyor. Figürün gözlerinin altı sanki graffitiyi yapan arkadaş azıcık akıtmış gibi dursa da geri kalanı nizami. Izzy fotoğrafı çekiyor çekmesine ama arkasından gelen pasaklı bir dilenci onı hemen yan taraftaki dar sokağa itmeye ve sonrasında da telefonunı alıp kaçmaya karar veriyor. Izzy durur mu peki? Tabi ki hayır,onun peşinden yardırıyor bizim kız da 😃 Ama nafile,en sonunda adamı yakalayıp almak istese de pasaklı amca telefona iyice bağlanmış olacak ki,vermiyor. Ancak arkadan gelen,ona telefonu vermesini emreden sesten sonra telefondan vazgeçiyor. İşte bizim çift böyle tanışıyor. Gerçi arada telefon atomik parçacıklara ayrılmak suretiyle ekranlara veda ediyor ama olsun. 😃 
   Bizim oğlan kızı o sokağın çıkışına kadar bırakıyor,kız tam o graffitinin yanından geçerken meleğin gözlerini üzerinde hissetse de bunu yaşadıklarına veriyor. Yani graffitinin sizi izlemesi çok saçma,değil mi? Tabi ki de değil arkadaşlar. 😒 
   Jinx'in orada oluşunun sebebi de aynı graffiti. Hanımının emri üzerine gidip kıvılcımı toplamak zorunda. Ancak tahmin edin bakalım ne? Kıvılcım  yerinde yok! 😱 
  Peki nedir bu kıvılcım? Kimdir bu Jinx'in hanımı? Kendisi hangi ailedendir? Hemen bakalım arşivlere... Şimdi şekerler,kıvılcım dediğimiz şey,bir melek öldükten sonra arkasında bıraktığı kor gibi bir parçacık oluyor. Bizim oğlanın hanımı da kendisi de fae aleminin birer mensubu olmaktalar. Periler yani. Bzim zavallı Jinx de babasının ve annesinin kimliği yüzünden esas ailesinden alınıp barış hediyesi olarak hanımım dediği fazla şeker sürtüğe el altıcısı olarak verilmiş,lanetlenmiş,peri aleminden bir başka yaratık.
   Her neyse,şimdi bu kıcılcımı hanımın neden istediğine gelelim. Kıvılcımlar peri aleminde bir tür çok çok değerli para birimi gibi. Kimin daha çok kıvılcımı varsa o daha güçlü kabul ediliyor. Ancak bu kıvılcım diğerlerinden de özel çünkü ait olduğu melek sıradan bir melek değil. İntikam yemini etmiş,sevgilisini geri getirmeye kafsyı takmış ayrı bir psikopat. Sevgilisi Lucifer Morningstar oluyor,evet. Ve tahmin edin bakalım kıvılcım kimin içinde? 
   Izzy'ye dönecek olursak,çok tatlı bir ailesi var. Ancak bu olayın olduğu gün başka bir şey daha oluyor,babası bir kaza geçirerek hastaneye kaldırılıyor. Hastanede fazla kızıl saçlı bir kadın ona plastik bir bardakta bir içecek uzatarak babasına içirmesini söylese de Izzy bir şey gördüğünden kaseyi düşürerek içeceği döküyor. Bizim kızıl delirerek bağırıp çağırmaya başlayınca annesi geliyor ve kadını görüyor. Ve o da deliriyor. Izzy cevapların ve babasını kurtarmanın peşinde koşarken çeşitli misafirler evine geliyor. (Melek türünden) Ve onlardan korkan Izzy içinde yeni yeni duymaya başladığı sese kulak vererek nasıl olduğunu anlamadığı bir şekilde onları def ediyor. 
   İçinde ne olduğunu çeşitli yollardan öğrenen ve onu çıkarmaya çalışan Izzy'ye yardım bizim oğlandan geliyor. Ama aslında pek de yardım sayılmaz. Neler döndüğünü az çok anladınız mı?
   Bu yolda Izzy aslında Grigory soyundan gelen birisi olduğunu,yani iki dünya arasındaki kapının ve perilerin rahat durmasını sağlayan bir koruyucu olduğunu ve aslında 'hangi' aileye mensup olduğunu öğreniyor.
   İlginç bir kitaptı diyebilirim. Özellikle bir dalda diğer  pek çok kitaptan farklıydı. Kıvılcım'da normalde okumaya alışık olduğumuz halde beraber pek görmediğimiz iki tür bir aradaydı. Böyle kitaplara çok rastlamadığımı söykeyebilirim. Her ne kadar sizi tamamen avcunun içine alabilen bir kitap olmasa da kendini okutuyor. Okumanızı tavsiye ederim arkadaşlar 😊 Bir dahaki görüşmemize dek kendinize cici bakın. 😙
  Not : Yorumu kısa tutmaya niyetliyim dedim ama çenemi tutmakta yine pek becerikli olamadım malesef,kusuruma bakmayın. 😅

22 Temmuz 2016 Cuma

Oblivion-Jennifer L. Armentrout/Lux 1.5

Hey guys,its Charmzura.Did you miss me? 😃 I brought Oblivion with me today. It was incredibly different seeing whole story from Deamon's eyes. Interesting and different 😃
   But i have to say,i didn't like the cover,its not as impressive as Obsidian. But the inside? Oh dear God,this is another story. 😍 
   I assume you all know the story. This time,we see things from Deamon's perspective and its usually amusing aaand of course, in some ways absolutely pervvy. 😃 I mean,this is expectable,right? After all, its Deamon we are talking about. 👽 
   There are some chapters that doesn't exist in Obsidian and i liked reading these parts. One of them was about them going a bookstore together, for example...
   And all those thoughts roaming in his mind behind these actions... Yes,they are absolutely worth reading. For example, did you know that he was making up when he was saying that Dee had stolen his car keys? 😃 I certainly didn't. And i also didn't know that he was thinking that red bikini 'that' much 👙😈 He thought this bikini A LOT... 
   Shortly,i can genuinely say that you are going to enjoy reading Oblivion very much,my friends. You must read it and i truly hope my dear Jennifer would write the second and the third book from Deamon's perspective. It would be ultimately awesome and amusing 😃 
   Take care of yourselves and have a nice night/day. (Depends on where you live 😃)

27 Haziran 2016 Pazartesi

Kule Efendisi-Anthony Ryan/Kuzgunun Gölgesi-2



   Merhaba arkadaşlar, ben Charmzura. Bugün size Kan Şarkısı'nın devam kitabını getirdim. Son gaz giden macera resmen insanın nefesini kesiyor 😃 Bazı insanlar bu yazarlık işinde cidden çok başarılılar, kıskanmamak elde değil 😃
   Pekâlâ, Kan Şarkısı'nın sonunu hatırlayacak olursak Vaelin'in ağzından teslim alındığı yerde, Verniers'in kaleminden serbest bırakıldığı yerde bitmişti. Kitap da serbest bırakıldıktan sonra kendi memleketine ayak basmasıyla başlıyor. Ancak bu kitabı biraz farklı yazmış Anthony abimiz, dört farklı kişinin ağzından sırayla anlatılıyor hikaye. İlki, ikinci kitabın başında tanıyacağınız Reva adlı bir suikastçı, Karanlıkkılıç'ı alt etme bahanesiyle yollanıp sonrasında Vaelin'in kız kardeş gibi görmeye başlayacağı genç bir kız. İkincisi şaşırtıcı bir şekilde Prenses Lyrna. Üçüncüsü, Vaelin esir alındıktan yalnızca çok kısa bir süre sonra karanlık büyü kullanan tacirler tarafından esir alınmış Kardeş Frentis. Sonuncusu da çok şükür Vaelin 😃 Tabi arada şimdinin olaylarını da naklen anlatan Verniers'i unutmamak gerek. İtitraf etmem gerek, başta biraz canımı sıkmıştı bu durum;ben sadece Vaelin'in ağzından dinlemek istiyordum olayları. Ancak sonra anladım ki, olaylar sadece Vaelin'in, olduğu kısımdan çok daha büyük, her karakterin bakış açısından okunması gerekiyor. 
  Genel olarak konuyu da anlatmam gerekirse, Vaelin geri geldikten sonra kız kardeşi Alornis için memleketine geri dönüyor. O yokken Kral Janus ölmüş, yerine oğlu Malcius geçmiş ve evlenip iki çocuk sahibi olmuştur. Prenses Lyrna da danışmanlık yapıyor ama aslında kral onu sadece canı isterse dinliyor.  Kitap başında Lyrna sarayda değil barış anlaşması yapmak üzere Lonak kampına doğru yoldadır. Bu sırada Vealin gelir, kız karseşi için gerekli belgeleri alır ve Kral tarafından Kuzey Nişan'ının kalesine lord olarak gönderilir. Başta kabul etmeyi istemiyor çünkü esas amacı Frentis'i bulmak, ancak şarkı ona gitmesini söyleyince kabul ediyor. Bu arada Reva'ya, kız istemese de, doğru düzgün dövüşmeyi öğretiyor. Reva, Barkus'un öldürdüğü fanatik Hentes Mustor'un kızı ve babasını öldüren karanlık yaratığın Vaelin olduğunu düşünerek ondan ölesiye nefret ediyor, nefret zamanla çözülse de Vaelin'in ortaya koyduğu gerçekleri duyunca dayanamayıp kaçıyor ve belli başlı olayların sonucında amcası, şu meşhur ayyaş, Sentes Mustor tarfından yasal vasi ilan edildiği Alltor şehrine kadar macerası devam ediyor. 
  Vaelin ise kız kardeşini de alıp Kuzey Hanesi'ne gidiyor ancak orda rahatı yalnızca çok kısa bir süre tadabiliyor. Çünkü Volarlar Diyar'a karşı bir saldırı başlatmış durumda. Bilin bakalım saldırının koçbaşı kim oluyor? Ben söyleyeyim: Frentis.
   Esir edilip Karanlık ile bağlandıktan sonra onu esir alan kadın tam bir suikastçı olarak kullanıyor ve müneccimler tarafından görülüp savaşın gidişatını değiştirme ihtimali olan her bir kişiyi beraber katlediyorlar. Frentis'in bağlandıktan sonra hiç bir özgürlüğü kalmıyor, sahibesi izin vermezse nefes bile alamıyor. Sonunda ise Diyar'a gelip cidden berbat bir oyunla Kral Malcius'un boynunu kırıyor.  Barış görüşmelerini başarıyla bitirip yanında Lonak bir elçi ve Rahibe'nin verdiği Karanlığı yok etme becerisine sahip bir hediyeyle dönen Lyrna ise bu manzara karşısonda elindeki hediye bıçağı Frentis'e fırlatarak darkında olmadan Karanlığın onun üzerindeki tüm bağlarını yok ediyor. Ancak bunun bir bedeli var:elindeki oyuncağa fazla bağlanan sahibe Lyrna ve tüm sarayı ateşe veriyor dakar işinin yarısında Frentis tarafından öldürülüyor. Ben bu esaret olayı kitabın sonuna kadar gider sonunda da Vaelin ile Frentis karşı karşıya gelir dedim ama çok şükür olmadı 😃
   Frentis Lonak elçi Davoka ve iki kişiyle daha Altıncı Nişan Hanesi'ne doğru kanalizasyondan ilerlerken Lyrna da yarı yanmış bir vaziyette esir olarak satılmak üzere alındığı bir gemide gözlerini açıyor.
   Bu arada Lyrna'ya ne olduğunu gören Vaelin hemen bulabildiği bütün birlikleri, başka halkları ve geri kalanları bir savaş çağrısıyla bir araya toplayarak yola çıkıyor, en başta başkente gitmeyi düşünse de şarkı onu Reva'nın bulunduğu, hala düşmemiş son kale olan Alltor şehrine yönlendiriyor.
   Kitapta savaşın sonu dahil o zamana kadarki olaylar anlatılıyor ve söylemeliyim, gerçekten mükemmel anlatılıyor. 
   Yarattığı kurguyla George R. R. Martin'e kafa tutabileceğini iddia edebileceğim biri Anthony Ryan. 
   İkinci kitabın sonu gerçekten çok kritik bitti. Şimdi dört gözle İthaki'nin son kitabı çıkartmasını bekliyorum 😃 Okuyun, okuyun arkadaşlar. Hepinize tatlı akşamlar...

14 Haziran 2016 Salı

Amnezi-Jennifer Rush


   Merhaba kanı hızlı akanlar,ben Charmzura 😊 Ramazan geldi,okul bitti,kimi dersler geçildi,en önemlilerinden kalındı 😒 Anlayacağınız küçük büyük birden fazla değişim oldu günlerimizde. Ama değişim iyidir değil mi 😃 Umarım bu değişimler hayatınızda güzel etkiler yapar. En azından tatiliniz güzel geçse bu da bir şeydir sanıyorum 😃 
   Bugün aslında Lisa Gardner'ın bir kitabını yazacaktım ama geçtiğimiz günlerde Amnezi'yi bitirince unutmadan buraya geçirmenin daha iyi olacağını düşündüm. Kendisi bana güzel bir arkadaştan gelme güzel bir hediyedir. 😊 
   Konumuz biraz ilginç;hafızaları silinip senelerce denek olarak tutulan dört genç adam ve onlara babasıyla beraber bir nevi bakıcılık yapan bir genç kızı anltıyor. Hikaye distopik bir tarzda yazılmış ama en çok hoşuma giden kısmı olayın gelecekte bir yerde değil de günümüzde geçmesi. 
   Dediğim gibi dört genç adam var elimizde. Eğer kısaca size tanıtacak olursam; liderimiz Sam -ki kendisi aynı zamanda esas oğlanımız da oluyor ama ben pek tutmadım bu esas oğlanı malesef 😞 Kendisi baya suskun,kendini düşüncelere vuran ciddi,hatta hafiften somurtkan bir tip. Sonra Trev geliyor,esas kız olan Anna'nın en yakın arkadaşı olarak gördüğü,her duruma uygun bir deyiş yapıştıran derin tabiatlı neşeli arkadaş... Diğer yandaysa Cas var,adam resmen grubun şaklabanı 😃 Hiç durmadan konuşuyor,inanılmaz bir iştahla yiyor ve nefes almadan espriler yapıyor. Son olarak da size Nick'i anlatayım: Feci somurtkan,sivri dilli,kötümser,şiddete meyilli ve Anna'dan ölümüne nefret ediyor. Sebepse belli değil. Bu arada benim favorim de Nick oluyor arkadaşlar,daha doğrusu ikinci kitaptan sonra kesin öyle oluyor-tuhafım,biliyorum 😃
  Anna ise,sessiz sakin,her şeyin tahmin edilebilir bir düzen içinde gitmesine alışmış,Sam'e yanık annesiz bir kız...
   Şimdi arkadaşlar, size söylemem gerek,bu deneyler çocuklarda birden fazla değişime yol açmış durumda. En başta yaşlanmayı geciktiriyor. Yani çocuk dediğime bakmayın,aslında koca koca adam bunlar 😃 Aynı zamanda zeka seviyelerini yükseltiyor ve genetik olarak neye yatkınsa o özelliği alıp arşa vuruyor 😃 Örnek olarak Sam,dil konusunda inanılmaz bir yeteneğe sahip,doğal bir lider. Cas tam bir mekanik dahi,elini atıp da beceremediği iş yok. Trev mükemmel bir fotoğrafik hafızayla dolaşıyor ve Nick de bedensel aktivitelerde diğer hepsinden daha becerikli. Deneyin diğer yan etkisi de fiziksel özellikler,bu çocuklar resmen yontulmuş kaya parçaları 😍 Ne kadar yerlerse yesinler etki etmiyor,nefesleri bile sıklaşmadan onlarca mekik,şınav falan gırla gidiyor anlayacağınız 😃 
   Şimdi bu adamlar dentçilerinin yapacağı sürpriz ziyareti duyunca,bu da Anna sayesinde oluyor elbette,bir kaçış planı yapıyorlar. O sessiz sakin barışçıl görünen Sam bir dakiladan kısa bir sürede sekiz silahlı ajanı öldürüyor. Diğerleri de serbest kalınca ortalık ne hale geliyor siz düşünün. Tam Anna gizlendim güvendeyim diye düşünürken denetçi -adı Connor bu arada- kızı tutup önüne çekiyor ve silahları atmalarını söylüyor. Anna bunun olmayacağından çok emin,öleceği garanti neredeyse ama Sam şaşırtıcı bir hareketle tereddüt bile etmeden silahı atıyor. Hemen heyecanlanıp ah vah çekmeyin kızlar,adamın bunu yapma neseni kesinlikle hoşlanma mevzusu filan değil 😒 
   Velhasıl, bizim gençler kontrolü bir şekilde yeniden ele alıp kaçarlarken Anna'nın babası onlara yardım etmeye karar veriyor ancak tek bir şartı var: Anna'yı da yanlarına alacaklar. Karar verildikten sonra Sam babayı da vurup kızı alıp çıkıyor.  Ve esas olay burdan sonra başlıyor 😃 Yapılan deney aslında bu adamları kumanda etmek için yapılmış bir durum ve kumandan da bizim kız. Yani içgüdüsel olarak kzı korumak için her şeyi yapıyorlar ve Anna direk bir komut verdiğinde de onu dinliyorlar,bu durumdan hoşlansalar da hoşlanmasalar da. Sam'in o kıyamet içinde silahını sorgusuz sualsiz bırakmasının nedeni bu yani 😃 
   Kitabın devamı kaçma kovalamaca ve eğer söylersem heyecanını kaçıracağım şok edici gerçeklerle dolu arkadaşlar.  Beni benden aldı, başka alemlere sürükledi diyebileceğim bir kitap değil malesef ama yine de okunabilir,güzel ve heyecanlı, kısa kesilmiş bir kitap. Tavsiye ederim,okuyabilirsiniz 😊
   Bir sonraki yayına kadar kendinize iyi davranın, kitaplardan amhrum kalmayın...

30 Mayıs 2016 Pazartesi

Eragon-Christopher Paolini/Miras Döngüsü Serisi-1


Merhaba arkadaşlar,ben Charmzura. Umarım hararetli sınav dönemleriniz benimkiler kadar berbat geçmiyordur 😞 Şu geçtiğimiz bir iki haftada başıma gelmeyen kalmadı. Bir yandan sınavlarım bana nanik yapıyor bir yandan da biricik evladımı tamire göndermek zorunda kaldım. (Evlat dedimse yanlış anlamayın kendileri benim emektar,çok sevgili az saygılı masmavi Toshiba'm oluyor. 😃) Haliyle moraller yerin derinliklerinde petrol arayışlarına çıktılar. Üstüne bir de aynı iki gün içinde üç kez yağmur yedim ve sanırım hasta oluyorum 😷 
   Ama neyse, önemli olan buraya dönebilmek sanırım. 😃 Pekala,bugün size Eragon'u tanıtacağım. Kendisi fazlasıyla güzel,insanı her sayfada başka bir dünyaya sürükleyen bir kitap canlarım. Ve aslına bakarsanız belli bir açıdan başarıya ulaşabilmiş az sayıdaki kitaptan biri. O açı ne biliyor musunuz? Bu kitabı on iki yaşındaki bir çocuk da emekliliği gelmiş bir ruhu genç de hiç bir sansüre ya da engellemeye gerek kalmadan okuyabilir. Bence bu çok güzel ve önemli bir yetenek. 😊
   Konusundan bahsedecek olursam size,kapakta gördüğünüz üzere konumuz ehderhalar 😂 Ancak Paolini konuyu cidden çok farklı işlemiş,bu hikayede ejderhalarla beraber elfler,cüceler,bin bir türlü adını duymadığonız yeni yeni yaratıklar ve tabii ki insanlar var! Elfler ve insanlar ejderha binicileri -kitaptaki adıyla ejderha süvarileri- oluyorlar. Çok eski antik bir anlaşmanın sonucu bu,uzun ve kanlı bir savaştan sonra elde edilmiş tatlı barışın ödülü...
   Süvariler yüzyıllar boyunca ejderhalarla beraber üklenin refahını sağlıyor,onurlu yaşamlar sürüyorlar. Ta ki kafadan çatlak bir tanesi doğuncaya kadar tabi ki 😒 İsim verecek olursak,Galbatorix. Adamın adında bile meymenet yok ya,neyse... Bu zeka küpü bir ejderha tarafından seçiliyor ve bir Süvari oluyor,ancak aptallığı ve cahil cesareti yüzünden eğitiminin erken yıllarında enderhasının ölümüne neden oluyor.  Süvarilere gelip yeni bir ejderha talep ediyor ama böyle bir şeyin oluru yok. Galbatorix zamanla deliriyor ve baya uzun lafın kısası yanına on üç tane daha süvariyi alarak diğer Süvarilere savaş açıyor,kendine bir yumurta çalarak kara büyüyle ejderhayı kendine bağlıyor. Süvariler böyle bir sakdırıyı beklemeyecek kadar kendilerine güvendiklerinden amansızca bozguna uğruyorlar. Ve Galbatorix diyarın yönetimini o gün ele geçirip bu zamana kadar da elinde tutuyor, ancak beklenmeyen isyanlar var ve bizim meymenetsizin sakladığı üç yumurtadan biri çalınıyor.
   Kaderin fazla işveli bir rastlantısı sonucu da çalındıktan yıllar sonra pusuya düşürülen bir elf tarafından bizim esas oğlan Eragon'a gönderiliyor. Bir şekilde ejderhanın yerine dair kabaca bir bilgi edinen kral kesinlikle insan olmayan yaratıklarını peşindrn gönderiyor. Bu arada Eragon'un yumurtayı önce taş filan sandığını söylememiştim değil mi 😃 Ra'zac denilen bu yaratıklar köye gelene kadar Saphira - ki bu tatlı koz bizim ejderhamız oluyor- yumurtadan çıkıyor, bir parça büyüyüp gelişiyor,Eragonsa ejderhasıyla ilgili köyün hikayecisi Brom'dan bilgi alıyor. Söylemedi demeyin,bu Brom önemli adam bak. 😃 
  Ancak yaratıklar köyü basıp Eragon'un tek ailesi bildiği dayısını öldürüp evini yakınca bizim maceramız da başlıyor. Biraz fazla uzattım farkındayım,kusuruma bakmayın 😃 Ama kitap hakkında cidden kısaltılmış temel bilgileri verdim sadece size.
   Umarım okurken siz de benim kadar eğlenir ve zevk alırsınız. Bir dahaki yayında görüşmek üzere 😊
(Bana birazcık şans dilemeyi unutmayın 😘 )

19 Mayıs 2016 Perşembe

Oniks-Jennifer L. Armentrout/ Lux Serisi


   Merhaba arkadaşlar, ben admininiz Charmzura (kısaca charmy de diyebilirsiniz 😉) Sizi çok özledim ben, siz de beni özlediniz mi peki? 😃 Uzun zaman kayıplara karıştım yine ama bu defa geçerli bir sebebim var yemin ederim! 😃 Finaller yaklaşıyor, jüri korkusu tepeme binmiş durumda ve dün gece neredeyse biricik laptopum bana veda ediyordu. 😟 Ama hepsini bir kenara bırakmaya karar verdim bir yarım saatliğine,iyi yapmışım değil mi 😊
   Her neyse bu kadar gırgır yeter. 😃 Oniks,Lux serisinin ikinci kitabı arkadaşlar. Baştan uyarıyorum,eğer ilk kitabı daha okumadıysanız bu paylaşımda spoiler yiyeceksiniz haberiniz olsun...
   Jennifer ablam yine çizgisini bozmayıp son sürat nefes kesen bir heyecan dalgasıyla bu kitapta da çarpıyor bize 😃 Obsidyen'in sonunda her ne kadar kahramanlarımız saldırıdan sağlam kurtulsalar da o meşhur tarlada olanların etkileri Katy ile gelmeye devam ediyor.Deamon Katy'yi iyileştirirken yanlışlıkla kendi özünden bir parça veriyor kızcağızımıza.Evet biliyorum tam Deamonluk bir hareket 😃 Kat artık rastgele enerji patlamaları yaşıyor, olmadık yerlerde eşyaları hareket ettiriyor ve bu yeni yeteneklerinden dolayı mütemadi olarak ödü kopuyor 😃 
   Aynı zamanda okulumuza yeni ve yakışıklı bir genç adım atmış durumda. Adı Blake ve Katy ile ilgilendiğini gizleme ihtiyacını hiç hissetmiyor. Bu Deamonda nasıl bir yansıma buluyordur dersiniz? Durun ben söyleyeyim: ölümcüle fazlasıyla yakın 😃 
Ancak hepsi bu kadar değil, yeni yakışıklı arkadaşımız Blake'in bir sırrı var: O da bir melez. 😲 Melez de neydi ki dediğinizi duyuyorum sanki 😃 Bu melez,arkadaşlar,tam olarak  Katy'nin dönüştüğü şey...
   Bu ortak özellik Deamon'un uyarı dolu ısrarlarına rağmen bir arkadaşlığı, bir partnerliği beraberinde getiriyor. Ancak unutulmaması gereken çok önemli bir şey var: bu tekinsiz koşullarda kimseye güvenme! Malesef Kayy bu çok değerli mantradan sapınca çok çooook kötü şeyler oluyor arkadaşlar. 
   Sonu gerçekten üzücü biten çok başarılı bir kitaptı. Devam kitabını acilen arattıran türden anlayacağınız. Tipik ben olarak okumanızı yine ve yeniden şiddetle tavsiye ediyorum şeker parçalarım,bir dahaki görüşmemize kadar kendinize iyi bakın 😙 ( ve bu arada beni özlemeyi unutmayın 😃)

21 Nisan 2016 Perşembe

Obsidiyen-Jennider L. Armentrout/Lux Serisi




   Merhaba arkadaşlar.Size sabah sabah yine Jennifer'cığımla günaydın diyorum bugün.Adını duyduğunuydan emin olduğum bir serisi bu seri.Mutlaka Deamon'u duymuşsunuzdur,yok eğer duymadınızsa çok ayıp ediyorsunuz.Deamon bunu hiç affetmez vallahi,söylemedi demeyin :D
   Gerçekten çok güzel bir seri arkadaşlar.(Zaten bu kadın ne yazsa güzel yazıyor ya,neyse.)İlk defa bir yazar ana karakter olarak bir uzaylıyı ele almış bulunuyor,üstelik bu uzaylılar kötü ya da çirkin de değil,aksine kötü adamları bile acayip seksi :D
   Adamımız Deamon,kendisi on sekiz yaşında taşlara bile taş çıkartacak kadar yakışıklı bir uzaylı,ama bu aramızda kalsın çünkü kimsenin bilmemesi gerekiyor.Yoksa sizi öldürmek zorunda kalırlar bakın :/
   Esas kızmızsa babasının ölüü yüzünden taaa Florida'lardan kalkıp gelmiş kitap kurdu,blog delisi Katy,ama herkes ona Kedicik diye sesleniyor.
   Katy sonunda taşındıktan bir kaç gün sonra ancak cesaret edebilip komşularıyla tanışıyor.Ama ne tanışma,epik resmen :D
Deamon fazlasıyla dost canlısı bir kızkardeşe sahip ve her ne kadar Deamon Katy'den kurtulma planları yapsa ka Dee buna müsaade etmiyor.Tahmin edersiniz ki sonrası da çorap söküğü gibi geliyor.
   Deamon ile çıktıkları yürüyüşte bir ayıyla karşılaşıp sayıldıktan ve bir şimşeğe şahit olduktan bir kaç gün sonra kasabada saldırıya uğruyor.Çiftimiz bu sayede birbirlerine birazdan fazla yaklaşsalar da tipik Deamon öküzlüğünden asla ödün vermiyor :D
   Sonunda kitapta önem verdiğimiz her karakter bir ölüm tehlikesi atlattıktan sonra kitap nihayete eriyor ancak sizi ikinci kitap için kıvranır halde terk etmekten de geri kalmıyor :D
   Okumazsanız çok şey kaçıracağınız bir ktap arkadaşlar,mutlaka deneyin :D 

7 Nisan 2016 Perşembe

Kül-Darci Manley&Shani Petroff


    Merhaba arkadaşlar,bugün Kül'ü anlatatım dedim.Son bir kaç gündür çok kitap okuyamıyorum,malum vize vakti... Bu kitabı da geçtiğimiz günlerde okumuştum,kaldırırken unutmadan yorumunu da yazayım dedim.
   Kitabımızın türü distopik,güzel denebilecek bir kitap ama itiraf edeyim çok da etkleyici denemez.Her neyse,kitap aynı gün doğmuş iki farklı kız tarafından anlatılıyor.Ülke yaklaşık on yıl önce kaosa sürüklenmiş ve çok fazla can kaybına mâl olmuş bir savaşa yol açılmış.Savaş sonunda bittiğindeyse bilimin de yardımıyla yeni bir düzen kurulup insanlar renk sistemine göre sınıflandırılıyor.Mor en üst tabaka iken renksiz,ya da çağırdıkları diğer isimle kül,en düşük tabaka oluyor.Ayrıca doğan her çocuk doğar doğmaz bynini içinde yer alan bilgilerle hayatını belirleyecek 'kader'lere tayin ediliyor.Kimisininki kazanmakken kimisininki yoldan geçmek gibi basit bir şey oluyor ve kaderini kabullenmeyen idam ediliyor.
   Hikayeyi anlatan kızlardan biri geleceğin en yüksek rütbeli yediler bakanı olacak bir kadere sahipken diğeri kadersiz bir kül.Mor'un adı Madden,Kül'ünki ise Dax.Ve Dax Madden'den ölesiye nefret ediyor.
   Dax'in ağabeyi bir yarış sırasında kazaya kurban gidip kaderini kabul etmediği düşünülerek idam ediliyor ve olaylar burada patlak vermeye başlıyor.İdamın hemen ardından Dax'in daha önce Madden ile ilişki yaşamış olan diğer ağabeyi de hapse atılıyor.
   Kitabın ilerleyen safhalarında kızların birbirlerine ve temsil ettikleri şeylere olan önyargılarının yavaş yavaş nasıl kırıldığını okuyoruz.Doğru bildikleri yanlışların ortaya çıkışıyla her şeyi yeni bir bakış açısıyla görmeye başlıyorlar.
   Benim kitapta en sevdiğim karakter Sol'dü açıkçası.Kendisi bir kül ve kaderi on sekiz yaşında ölmek.Bir bilgisayar dahisi,rekor sürede yeni yazılımlar ortaya koyabiliyor ve kitabın pek çok yerinde sihirli parmaklarıyla günü kurtardığına şahit oluyoruz :D
   Benim skalamda ortalara denk gelen bir kitaptı Kül,umarım siz daha çok zevk alarak okursunuz arkadaşlar :) 

31 Mart 2016 Perşembe

Kime Dokunduğuna Dikkat Et-Karanlık Elementler Serisi/Jennifer L. Armentrout


   Merhaba arkadaşlar,daha önce Kimi Öptüğüne Dikkat Et'in yorumunu yapmış,devam kitabının yorumunu da vereceğimi söylemiştim.Bu kadar geç heldiği için üzgünüm.
    Kime Dokunduğuna Dikkat Et serinin ikinci kitabı.Bu kitapta işler biraz ters köşe gidiyor itiraf etmek gerekirse.Ancak baştan uyarıyorum,eğer ilk kitabı okumadıysanız yorumu daha sonra okumalısınız,çünkü içinde bir parça spoiler olacak :D
   Pekala,hadi başlayalım.Kitabı alırken -ki sevgili Dex uzuuuuuunca bir süre yayınlamaya tenezzül etmediği için orjinal versiyonunu almak durumunda kalmıştım- aklımda Layla ile yeniden buluşan Roth'un öpüşüp koklaşma haylleri vardı,ama işler hiç de belkediğim gibi gitmedi diyebilirim.Şaşırtıcı bir biçimde çukurlardan dönmeyi başarabilmiş Roth geldiğinde kendisiyle beraber yeni bir görev getiriyor ve Muhafızlara yeni görevin uyarısını taşıyor.Bununla beraber Layla'ya inanılmaz soğuk ve hatta biraz da kaba davranıyor.
    Bütün bu drama devam ededursun,civardaki bütün paranormaller -cadılar,Muhafızlar,İblisler vs.- lilinin uyanmış olabileceği yönünde uyarılar alıyor.Bunun çözümü içinse Muhafızlar ve bizim tatlı Veliaht Prens'imiz beraber çalışmak zorunda.Evet,biliyorum çok iyi anlaşacak bir gruplar :D
   Layla'nın daha önce sahip olmadığı eni güçleri ortaya çıkıyor,güçlerinin bu tekinsiz oynayışlarıysa onu bir numaralı şüpheli yapıyor etrafta olan biten kargaşada.Yıllarca aile olark bildiği insanlar artık ondan açık bir şekilde şüphe etmeye başlayıp,okulda da işler iyice zıvanadan çıkınca Layla yıllardır sığındığı aynı limana sığınıyor yine: Zayne
   Roth'un da onu nasıl kenara ittiğini düşünürsek,işlerin nereye kaydığını anlamak için çok da bir hayal gücüne gerek yok herhalde.Evet bu kitapta Zayne'le cidden bayağı yakınlaşıyorlar.
   Araya bir de şu meşhur tarikat da işin içine girince işler iyice içinden çıkılmaz bir hal alıyor diyebilirim.
   Kitap gerçekten heyacanla ilerleyen ve bazı yerlerde gerçekten tahmin edilemez olmayı başarmış bir kitap arkadaşlar.Biliyorum benim görüşüm bayağı taraflı ama yine de söylemeden edemeyeceğim,bu seriyi mutlaka okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum :D
  Keyifli okumalar...