29 Haziran 2016 Çarşamba

DÖNÜŞÜM(FRANZ KAFKA)


Selam arkadaşlar ben calypso :-)
 uzuun bir aradan sonra yine sizlerleyim :-) :-) 
Açıkçası  tembellik yaptım biraz geçen hafta hazırladım ,yayınladım ama  bir kaç sorun çıktı ve halledemediğim için sildim, umarım bu kez bir sorun çıkmadan halledebilirim .

Şimdi sizler nasılsınız diye soracağım ama arada iletişim kopukluğu var işte ,yinede ben iyi olduğunuzu temenni edip nasılsınız? diye soruyorum.

Bugün sizlere vermek istediği mesajı çok net ve güzel bir şekilde veren bir kitap getirdim.
Kitabımız; DÖNÜŞÜM

Franz kafka'nın bu hikâyesinde toplumdan farklı olan bireylerin nasıl bir muameleye uğradıklarını görüyoruz.

Aristokrat kesimin yaşam tarzı ,düşünce tarzı ve davranışlarının sığlığı gözler önüne serilmiş mükemmel bir eser .

Baş karakterimiz : Gregor Samsa 

Bir sabah yine 6 'da hareket eden  trene yetişip işe gitmek üzere uyanan gregor kendinin kocaman bacakçıkları olan bir böcek olarak bulur,tabiiki de başta bunu farketmez onun dikkatini çeken saatin yedi olmuş olmasıdır zira işe geç kalmıştır.

Gregor'un annesi kapısını çalar ve oğlunun geç kaldığını söyler ,annesine hasta olduğunu söyleyen seside değişmiştir.

Aradan az bir zaman geçmişken sinirli bir patron samsa ailesinin evine gelir,gregora kapıyı açmasını neden ise gelmediğini açıklamasını söyler fakat gregor cevap veremez çünkü tamamen böcek olmuştur .

Zorla kapıyı açtıklarında gregoru gören patron korkudan kaçar.veeee gregor ifşa oldu ,sizce neler yaşamıştır bu aşamadan sonra ??

Toplumdan  çok  farklı bazen gerekli bazen gereksiz nedenlerle dışlanan insanları bu kadar güzel resmeden başka bir hikâye yoktur.

Zaten yazarın kendiside dışlanan insanları ve hayvanî  bir yönümüz olduğunu  açıkça ifade etmiştir.

Ve kitabın çarpıcı sonu hepinizi memnun edecektir eminim çünkü kitabı okurken az çok kurgular kafanızda oluşuyor ,bir anda dışlanan gregor ve trajik hikâyesi hepinize okumanızı tavsiye ediyorum.

Yazımı bitirmeden önce sizleri kafka'nın sözleriyle başbaşa bırakıyorum.


"Herkes, beraberinde taşıdığı bir parmaklığın ardında yaşıyor. Şimdi hayvanlarla ilgili bunca şey yazılmasının nedeni de bu. Özgür ve doğal bir yaşama duyulan özlemin ifadesi. Oysa insanlar için doğal yaşam, insanca yaşamdır. Ama bunu anlamıyorlar. Anlamak istemiyorlar. İnsan gibi yaşamak çok güç, o nedenle hiç olmazsa kurgusal düzeyde bundan kurtulma isteği var... Hayvana geri dönülüyor. Böylesi, insanca yaşamaktan çok daha kolay."

Bir sonraki yayında görüşmek üzere :-)

27 Haziran 2016 Pazartesi

Kule Efendisi-Anthony Ryan/Kuzgunun Gölgesi-2



   Merhaba arkadaşlar, ben Charmzura. Bugün size Kan Şarkısı'nın devam kitabını getirdim. Son gaz giden macera resmen insanın nefesini kesiyor 😃 Bazı insanlar bu yazarlık işinde cidden çok başarılılar, kıskanmamak elde değil 😃
   Pekâlâ, Kan Şarkısı'nın sonunu hatırlayacak olursak Vaelin'in ağzından teslim alındığı yerde, Verniers'in kaleminden serbest bırakıldığı yerde bitmişti. Kitap da serbest bırakıldıktan sonra kendi memleketine ayak basmasıyla başlıyor. Ancak bu kitabı biraz farklı yazmış Anthony abimiz, dört farklı kişinin ağzından sırayla anlatılıyor hikaye. İlki, ikinci kitabın başında tanıyacağınız Reva adlı bir suikastçı, Karanlıkkılıç'ı alt etme bahanesiyle yollanıp sonrasında Vaelin'in kız kardeş gibi görmeye başlayacağı genç bir kız. İkincisi şaşırtıcı bir şekilde Prenses Lyrna. Üçüncüsü, Vaelin esir alındıktan yalnızca çok kısa bir süre sonra karanlık büyü kullanan tacirler tarafından esir alınmış Kardeş Frentis. Sonuncusu da çok şükür Vaelin 😃 Tabi arada şimdinin olaylarını da naklen anlatan Verniers'i unutmamak gerek. İtitraf etmem gerek, başta biraz canımı sıkmıştı bu durum;ben sadece Vaelin'in ağzından dinlemek istiyordum olayları. Ancak sonra anladım ki, olaylar sadece Vaelin'in, olduğu kısımdan çok daha büyük, her karakterin bakış açısından okunması gerekiyor. 
  Genel olarak konuyu da anlatmam gerekirse, Vaelin geri geldikten sonra kız kardeşi Alornis için memleketine geri dönüyor. O yokken Kral Janus ölmüş, yerine oğlu Malcius geçmiş ve evlenip iki çocuk sahibi olmuştur. Prenses Lyrna da danışmanlık yapıyor ama aslında kral onu sadece canı isterse dinliyor.  Kitap başında Lyrna sarayda değil barış anlaşması yapmak üzere Lonak kampına doğru yoldadır. Bu sırada Vealin gelir, kız karseşi için gerekli belgeleri alır ve Kral tarafından Kuzey Nişan'ının kalesine lord olarak gönderilir. Başta kabul etmeyi istemiyor çünkü esas amacı Frentis'i bulmak, ancak şarkı ona gitmesini söyleyince kabul ediyor. Bu arada Reva'ya, kız istemese de, doğru düzgün dövüşmeyi öğretiyor. Reva, Barkus'un öldürdüğü fanatik Hentes Mustor'un kızı ve babasını öldüren karanlık yaratığın Vaelin olduğunu düşünerek ondan ölesiye nefret ediyor, nefret zamanla çözülse de Vaelin'in ortaya koyduğu gerçekleri duyunca dayanamayıp kaçıyor ve belli başlı olayların sonucında amcası, şu meşhur ayyaş, Sentes Mustor tarfından yasal vasi ilan edildiği Alltor şehrine kadar macerası devam ediyor. 
  Vaelin ise kız kardeşini de alıp Kuzey Hanesi'ne gidiyor ancak orda rahatı yalnızca çok kısa bir süre tadabiliyor. Çünkü Volarlar Diyar'a karşı bir saldırı başlatmış durumda. Bilin bakalım saldırının koçbaşı kim oluyor? Ben söyleyeyim: Frentis.
   Esir edilip Karanlık ile bağlandıktan sonra onu esir alan kadın tam bir suikastçı olarak kullanıyor ve müneccimler tarafından görülüp savaşın gidişatını değiştirme ihtimali olan her bir kişiyi beraber katlediyorlar. Frentis'in bağlandıktan sonra hiç bir özgürlüğü kalmıyor, sahibesi izin vermezse nefes bile alamıyor. Sonunda ise Diyar'a gelip cidden berbat bir oyunla Kral Malcius'un boynunu kırıyor.  Barış görüşmelerini başarıyla bitirip yanında Lonak bir elçi ve Rahibe'nin verdiği Karanlığı yok etme becerisine sahip bir hediyeyle dönen Lyrna ise bu manzara karşısonda elindeki hediye bıçağı Frentis'e fırlatarak darkında olmadan Karanlığın onun üzerindeki tüm bağlarını yok ediyor. Ancak bunun bir bedeli var:elindeki oyuncağa fazla bağlanan sahibe Lyrna ve tüm sarayı ateşe veriyor dakar işinin yarısında Frentis tarafından öldürülüyor. Ben bu esaret olayı kitabın sonuna kadar gider sonunda da Vaelin ile Frentis karşı karşıya gelir dedim ama çok şükür olmadı 😃
   Frentis Lonak elçi Davoka ve iki kişiyle daha Altıncı Nişan Hanesi'ne doğru kanalizasyondan ilerlerken Lyrna da yarı yanmış bir vaziyette esir olarak satılmak üzere alındığı bir gemide gözlerini açıyor.
   Bu arada Lyrna'ya ne olduğunu gören Vaelin hemen bulabildiği bütün birlikleri, başka halkları ve geri kalanları bir savaş çağrısıyla bir araya toplayarak yola çıkıyor, en başta başkente gitmeyi düşünse de şarkı onu Reva'nın bulunduğu, hala düşmemiş son kale olan Alltor şehrine yönlendiriyor.
   Kitapta savaşın sonu dahil o zamana kadarki olaylar anlatılıyor ve söylemeliyim, gerçekten mükemmel anlatılıyor. 
   Yarattığı kurguyla George R. R. Martin'e kafa tutabileceğini iddia edebileceğim biri Anthony Ryan. 
   İkinci kitabın sonu gerçekten çok kritik bitti. Şimdi dört gözle İthaki'nin son kitabı çıkartmasını bekliyorum 😃 Okuyun, okuyun arkadaşlar. Hepinize tatlı akşamlar...

16 Haziran 2016 Perşembe

SÜPER İYİ GÜNLER (MARK HADDON)

 
merhaba arkadaşlar  ben calypso :-)
bugün sizlere aslında kategorisine tam karar veremediğim bir kitap getirdim. Hem güncel hem öğretici  hemde modern klâsik bir kitap. 
Kitabımız "süper iyi günler".
Baş karakterimiz bir çocuk ama sıradan bir çocuk değil .Christopher Boone  15 yaşında otizmli bir çocuk ,açıkçası bu kitabı okuyana kadar otizm hakkında bir şey bildiğim söylenemez .Baş karakterimiz çok zeki ve çok çok tatlı bir çocuk ,okulda özel eğitim alıyor ,mimik ve jestler hakkında pek bilgisi yok ama müthiş bir matematik yeteneği var, 7.507'ye kadar olan tüm asal sayıları sayabilir yada tüm ülkeleri ve onların başkentlerini ... Çok ilginç değil mi ? Bence öyle .
Burdan yazarımızı da tebrik ederim. kitabı öyle bir yazmış ki christopher gerçekten varmış gibi hissediyorsunuz. Çünkü kitabın konusunun dışında içerisi yani biçim ve hazırlanış şekli de çok ilginç, mesela normalde kitapların içerisindeki bölümler  1,2,3 diye sıralanırken bu kitap 2,3,5,7 diye gidiyor ,ve emin olun bunun çok mantıklı bir açıklaması var. 

Kitabımız otizmli bir arkadaşı anlatıyor dedik ama olayı birtek bu değil . Genç christopher ve hayatı hakkındaki gizemler de mevcut .
Komşusunun köpeğinin ölmesiyle başlayan gizemli olaylar zincirini otizmli christopher profesyonel bir şekilde çözüyor.Dedektiflik merakı hayatı hakkındaki birçok gerçeği öğrenmesini de sağlıyor.
Bende dâhil birçok kişi otizmli insanların normalden daha geri bir zekâ seviyesinde olduğunu düşünüyor,ama bu kitap tüm önyargılarınızı yıkıyor.
Tatlı christopher ,üstün zekâsı ve tebessüm ettiren alışkanlıklarıyla çok keyif alacağınız müthiş bir kitap . 
Veda etmeden son bir spoiler daha vereyim christopher arabaların renkleriyle ilgili çok büyük bir gizeme sahip :-) çözmeniz dileğiyle...
Umarım yarın 5 kırmızı araba görürsünüz ve SÜPER İYİ BİR GÜN GEÇİRİRSİNİZ .
görüşmek üzere :-) :-) :-)



14 Haziran 2016 Salı

Amnezi-Jennifer Rush


   Merhaba kanı hızlı akanlar,ben Charmzura 😊 Ramazan geldi,okul bitti,kimi dersler geçildi,en önemlilerinden kalındı 😒 Anlayacağınız küçük büyük birden fazla değişim oldu günlerimizde. Ama değişim iyidir değil mi 😃 Umarım bu değişimler hayatınızda güzel etkiler yapar. En azından tatiliniz güzel geçse bu da bir şeydir sanıyorum 😃 
   Bugün aslında Lisa Gardner'ın bir kitabını yazacaktım ama geçtiğimiz günlerde Amnezi'yi bitirince unutmadan buraya geçirmenin daha iyi olacağını düşündüm. Kendisi bana güzel bir arkadaştan gelme güzel bir hediyedir. 😊 
   Konumuz biraz ilginç;hafızaları silinip senelerce denek olarak tutulan dört genç adam ve onlara babasıyla beraber bir nevi bakıcılık yapan bir genç kızı anltıyor. Hikaye distopik bir tarzda yazılmış ama en çok hoşuma giden kısmı olayın gelecekte bir yerde değil de günümüzde geçmesi. 
   Dediğim gibi dört genç adam var elimizde. Eğer kısaca size tanıtacak olursam; liderimiz Sam -ki kendisi aynı zamanda esas oğlanımız da oluyor ama ben pek tutmadım bu esas oğlanı malesef 😞 Kendisi baya suskun,kendini düşüncelere vuran ciddi,hatta hafiften somurtkan bir tip. Sonra Trev geliyor,esas kız olan Anna'nın en yakın arkadaşı olarak gördüğü,her duruma uygun bir deyiş yapıştıran derin tabiatlı neşeli arkadaş... Diğer yandaysa Cas var,adam resmen grubun şaklabanı 😃 Hiç durmadan konuşuyor,inanılmaz bir iştahla yiyor ve nefes almadan espriler yapıyor. Son olarak da size Nick'i anlatayım: Feci somurtkan,sivri dilli,kötümser,şiddete meyilli ve Anna'dan ölümüne nefret ediyor. Sebepse belli değil. Bu arada benim favorim de Nick oluyor arkadaşlar,daha doğrusu ikinci kitaptan sonra kesin öyle oluyor-tuhafım,biliyorum 😃
  Anna ise,sessiz sakin,her şeyin tahmin edilebilir bir düzen içinde gitmesine alışmış,Sam'e yanık annesiz bir kız...
   Şimdi arkadaşlar, size söylemem gerek,bu deneyler çocuklarda birden fazla değişime yol açmış durumda. En başta yaşlanmayı geciktiriyor. Yani çocuk dediğime bakmayın,aslında koca koca adam bunlar 😃 Aynı zamanda zeka seviyelerini yükseltiyor ve genetik olarak neye yatkınsa o özelliği alıp arşa vuruyor 😃 Örnek olarak Sam,dil konusunda inanılmaz bir yeteneğe sahip,doğal bir lider. Cas tam bir mekanik dahi,elini atıp da beceremediği iş yok. Trev mükemmel bir fotoğrafik hafızayla dolaşıyor ve Nick de bedensel aktivitelerde diğer hepsinden daha becerikli. Deneyin diğer yan etkisi de fiziksel özellikler,bu çocuklar resmen yontulmuş kaya parçaları 😍 Ne kadar yerlerse yesinler etki etmiyor,nefesleri bile sıklaşmadan onlarca mekik,şınav falan gırla gidiyor anlayacağınız 😃 
   Şimdi bu adamlar dentçilerinin yapacağı sürpriz ziyareti duyunca,bu da Anna sayesinde oluyor elbette,bir kaçış planı yapıyorlar. O sessiz sakin barışçıl görünen Sam bir dakiladan kısa bir sürede sekiz silahlı ajanı öldürüyor. Diğerleri de serbest kalınca ortalık ne hale geliyor siz düşünün. Tam Anna gizlendim güvendeyim diye düşünürken denetçi -adı Connor bu arada- kızı tutup önüne çekiyor ve silahları atmalarını söylüyor. Anna bunun olmayacağından çok emin,öleceği garanti neredeyse ama Sam şaşırtıcı bir hareketle tereddüt bile etmeden silahı atıyor. Hemen heyecanlanıp ah vah çekmeyin kızlar,adamın bunu yapma neseni kesinlikle hoşlanma mevzusu filan değil 😒 
   Velhasıl, bizim gençler kontrolü bir şekilde yeniden ele alıp kaçarlarken Anna'nın babası onlara yardım etmeye karar veriyor ancak tek bir şartı var: Anna'yı da yanlarına alacaklar. Karar verildikten sonra Sam babayı da vurup kızı alıp çıkıyor.  Ve esas olay burdan sonra başlıyor 😃 Yapılan deney aslında bu adamları kumanda etmek için yapılmış bir durum ve kumandan da bizim kız. Yani içgüdüsel olarak kzı korumak için her şeyi yapıyorlar ve Anna direk bir komut verdiğinde de onu dinliyorlar,bu durumdan hoşlansalar da hoşlanmasalar da. Sam'in o kıyamet içinde silahını sorgusuz sualsiz bırakmasının nedeni bu yani 😃 
   Kitabın devamı kaçma kovalamaca ve eğer söylersem heyecanını kaçıracağım şok edici gerçeklerle dolu arkadaşlar.  Beni benden aldı, başka alemlere sürükledi diyebileceğim bir kitap değil malesef ama yine de okunabilir,güzel ve heyecanlı, kısa kesilmiş bir kitap. Tavsiye ederim,okuyabilirsiniz 😊
   Bir sonraki yayına kadar kendinize iyi davranın, kitaplardan amhrum kalmayın...

3 Haziran 2016 Cuma

Debt Inheritance-Pepper Winters/Indebted Series


   Hey guys,its Charmzura 😊 I know i had posted Debt Inheritance before but it was in Turkish and considering that there is no Turkish copy,i thought its best to re-post in English ☺ 
   Well,my last exam was today and thank goodness its all over 😃 Hope yours are good,too 😊 
   Now if i have to talk about book a little;i can say that book's genre is romance. Kind of. Its a little complicated actually 😃 
  I have very complex and complicated thoughts about this book. I mean,i have never swore this much when i read a book. But i also have never been surprised when i read a book. I believe it takes a huge imagination and a very complex mind. Pepper Winters is a real gem for me. But i genuinely hope this is not inspired from a real story because this book is also kind of an horror story. 😕 
   Let's talk about the story. It's about a girl who is given to a family as a price for conrtcact to a guy who is very rude and cruel by a force. By force i mean his damn father and disgusting grandma 😝 They both are first borns 😃 
   This contract is valid for seven generations. And this contract is really strict and incredibly cruel. Our main character Jethro Hawk is allowed to anything he wants to the girl, Nila.
   Nila is a designer. Very talented one. She is climbing the stairs of fame 😃 But then Jethro comes up and takes her from her little heaven. And she has no idea about the contract.  She doesn't know why her mother had left them. But is is to learn. 
   Jethro is nearly thirty years old and when he is thirty he is going to take his father's inheritance. But he has to fulfill his part in the contract.
   First book is just about their first meeting and i have to tell you my friends this meeting is loathing. And all story is happening in top twenty hours. This is where the Debt Inheritance ends.
  I had too many contradictions about this book. Part of me wanted to tear it apart. But another part of me emraced it and celebrated the author. I have never hate a book boyfriend as much as i hate Jethro but i also really rarely envied a guy as much as i do to Jethro. He is mean,rude and partly disgusting.  But he has something hidden we didn't see yet. You are going to understand why he is acting like that when you read second book 😊 
  Hope you enjoy Debt Inheritance 😃 Good night...

1 Haziran 2016 Çarşamba

KIRMIZI PAZARTESİ (GABRİEL GARCİA MARQUEZ)



İşleneceğini herkesin bildiği bir cinayetin öyküsü : kırmızı pazartesi

Selam arkadaşlar ben calypso bugün sizlere çok çok sevdiğim bir kitabı getirdim. Benim defalarca okuduğum ve çok sevdiğim bir kitap kırmızı pazartesi gerçekten herkesin haberinin olduğu bir cinayeti anlatıyor .

Bu kitabı okuduğunuzda eminim hepiniz şunu düşünecek "yok artık bir kişi de gidip söyleseydi adam şu an yaşıyor olacaktı
  " diye. Bende böyle düşündüm ama burdan şu sonucu çıkarabiliriz insanlar gerçekten bencil ve kendi başlarına gelmeyeceğinden emin oldukları sürece kime ne olduğunu umursamıyorlar . Canım kurbanımızda böyle işte harcanmış bulunuyor.

Hikâyemize geçecek olursak ; kurban Santiago Nasar gerçekten koca kasabada cinayetten haberi olmayan tek insan ve  bir dizi şanssızlık sonunda ölüyor .

Cinayeti Pablo-Pedro Vicario kardeşler işliyor nedenleri ise kız kardeşleri Angela Vicario'nun masumiyetini çalmak daha doğrusu angela böyle düşünmelerini istiyor.

Peki bu olay nasıl ortaya çıktı?
Angela vicario kasabaya gelen genç,yakışıklı ,zengin,kültürlü  Bayardo San Roman ile evlenir. Angela bakire olmadığını bildiğinden bayardoyu kandırmanın yollarını arar ,son çare adamı sarhoş etmek ister ama bayardo sarhoş olmaz çünkü vücudu dayanıklıdır .

Gerçekler düğün gecesi ortaya çıkar .Angelayı ailesine verip bakire olmadığını söyleyince kızın abileri tabiki bunu yapanın kim olduğunu sorar ve ne hikmetse angela bir kere bile yanyana görülmediği santiago nasar'ın adını verir. İkiz olan vicario kardeşler kardeşlerinin ve lekelenen şereflerinin temizlenmesi için santiago nasar'ı öldürmek ister. Aslında ikiside korkak birer sarhoştur ve cinayeti işlemesine engel olsunlar diye kasabadaki herkese santiago'yu öldüreceklerini söylerler.

Ama hiç kimse santiago ya söylemez çünkü herkes kardeşlerin bunu yapamayacağını yada santiagonun bundan haberi olduğunu düşünür . Fakat santiagonun cinayetten yada angelanın suçlamalarından haberi yoktur .

Sonuç olarak nasar öldürülür ve yargıcın dava dosyası üzerine yazdığı cümle olayı özetler "Bana bir önyargı verin,dünyayı oynatayım."

Hiçbir delil olmadan sadece kızın sözleriyle işlenen bir cinayet ve bir sürü talihsizlikle karşılaşıp trajik bir sona mahkûm olan Santiago Nasar ...
Aslında kitabın geneli konu itibariyle de bizim kültürümüze çok benzer maalesef yaşadığımiz coğrafya bu tür acılara ve talihsizliklere gebe  ,bu sebeple kitabı yazanın yabancı bir yazar olduğunu bile unutacağınıza eminim 😊

Bu haftaki kitap yorumumda bu kadar arkadaşlar haftaya görüşmek üzere kendinize iyi bakın ve mutlaka kırmızı pazartesiyi okuyun derim,
mükemmel bir kitaptır.
Gabriel garcia marquez'e sevgiler ...